RöportajlarYabancı

Human Carnage ile Brutalitenin Anatomisi

2009 yılında Barcelona, Katalonya’da kurulan Human Carnage, teknik ve brutal death metalin keskin uçlarında dolaşan bir grup. Yıllar içerisinde kadrosunda yaşanan değişimlere rağmen grubun temel karakteri hiç değişmedi ve 2011 yılında yayımlanan ilk uzunçaları “Unleash the Carnage” ile hikayeleri somut bir hal aldı. Grubun ikinci büyük adımı ise 2020 tarihli “Ancient Covenant of Obscenity” oldu. Base Record Production tarafından yayımlanan albüm, grubun teknik ve brutal yönünü daha da belirginleştirdi. Grubun son çalışması ise 2025 yılında çıkardıkları “Isolation to Devastation” adlı EP.

Human Carnage’ı kadrosunun uluslararası karakteri açısından da ilginç bir noktaya koymak gerekiyor. Grubun mevcut kadrosunda her biri farklı ülkelerden gelen müzisyenler var. Kadroda gitarist Naga, basçı Carlos, davulcu Jesper ve gruba daha sonra dahil olan ve vokalde yer alan Emre bulunuyor. Dolayısıyla bugün geriye dönüp Human Carnage’ın hikayesine baktığımızda karşımıza Barcelona’dan çıkmış bir death metal grubundan ziyade, farklı geçmişlerden gelen müzisyenlerin aynı ekstrem dil içerisinde buluştuğu, tekniklik, brutalite ve karanlık temalar üzerinden kendi dünyasını kuran bir oluşum görüyoruz.

Hikayelerine daha yakından tanık olabilmek için Human Carnage ile bir röportaj gerçekleştirdik.

Merhaba. Öncelikle sizi biraz tanıyalım. Grubun şu anki üyeleri kimler?

Grup, gitarda Naga, vokalde Emre, bas gitarda Carlos Leonardo ve davulda Jesper’den oluşuyor.Grup, gitarda Naga, vokalde Emre, bas gitarda Carlos Leonardo ve davulda Jesper’den oluşuyor.

“Human Carnage groove, teknik ve brutal unsurlar arasında kendine özgü bir müzikal kimlik oluşturdu”

Human Carnage grubunun kuruluş öyküsü nasıl başladı?

Human Carnage, 2010 yılında, yerel bir grup olan Visceral’ın dağılmasının ardından geride kalan üyelerin, gruptan ayrılan gitaristin yerine yeni bir gitarist arayışına girmesiyle şekillenmeye başladı. Bu süreçte Naga’nın gruba katılması, grubun müzikal yönünü önemli ölçüde değiştirdi. Zamanla Naga’nın gitar stili ve müzikal yaklaşımı, grubun başlangıçtaki “old school” çizgisinden uzaklaşarak daha modern, teknik ve groove odaklı bir yapıya evrilmesini sağladı. Bu değişim, grubun yeni bir kimlik kazanmasının önünü açarken, kısa süre içerisinde yeni üyeler de orijinal projenin kadrosundaki isimlerin yerini aldı. Böylece Human Carnage, kendi kimliğine sahip yeni bir grup olarak ortaya çıktı ve ilk albümü Unleash the Carnage üzerinde çalışmaya başladı.

Birkaç yıl boyunca ulusal turnelere ve festivallere katılan grubumuz, 2015 yılında Emre’nin vokalist olarak kadroya dahil olmasıyla yeni bir döneme girdi. İki yıl sonra, 2017’de Carlos Leonardo’nun bas gitarist olarak gruba katılmasıyla kadro daha da güçlendi. Bu değişiklik, grubun soundunun daha sıkı, güçlü ve oturmuş bir hale gelmesini sağladı. Yeni üyelerin teknik becerileri, hem eski şarkıların yeniden şekillendirilmesine hem de yeni bestelerin daha üst bir seviyeye taşınmasına önemli katkıda bulundu.

2023 yılında Jesper’ın gruba katılmasıyla Human Carnage’ın müzikal karakteri bir kez daha gelişti. Jesper’ın daha brutal yaklaşımı, grubun teknik ve groove odaklı yapısına yeni bir boyut kazandırdı. Böylece Human Carnage groove, teknik ve brutal unsurlar arasında kendine özgü, dengeli ve güçlü bir müzikal kimlik oluşturdu.

Human Carnage

“Müzik geliştikçe, müzikal bakış açısı ve zevkler de doğal olarak değişti”

Şu ana kadar iki albüm ve bir EP yayınladınız. Bu süreçte grubun müzikal kimliğinin nasıl bir gelişim gösterdiğini düşünüyorsunuz? Son kayıtlarınız ile önceki çalışmalarınız arasındaki en büyük farkın ne olduğunu düşünüyorsunuz?

Grup, üyelerinin bir kısmının orijinal projeden gelmesi nedeniyle başlangıçta old school death metal etkileriyle yola çıktı. Ancak Naga’nın gruba katılmasıyla birlikte müzikal yön önemli ölçüde değişti. Grubun odağı; açık akorlar, alışılmadık aralıklar, daha teknik riffler ve karanlık atmosferler üzerine kaymaya başladı. Davullar da türün geleneksel, çekiç gibi vuruşlarından uzaklaşarak daha hızlı, akıcı ve dinamik bir yapıya evrildi.

Müzik geliştikçe, müzikal bakış açısı ve zevkler de doğal olarak değişti. Özellikle ikinci albümden itibaren başlayan değişim, eski şarkıların da yeniden ele alınmasına ve farklı bir anlayışla tekrar yorumlanmasına ön ayak oldu.

Şimdiye kadar gerçekleştirdiğiniz canlı performanslarınız hakkında bize biraz bilgi verebilir misiniz?

Human Carnage, İspanya’da yerel barlardan başlayarak orta ve büyük ölçekli mekanlara, yerel festivallerde başrolü üstlenmeye ve hatta Vomitory, Masacre, Incantation, Vulvectomy gibi uluslararası gruplarla aynı sahneyi paylaşmaya kadar uzanan pek çok konserde yer almıştır.

Canlı performanslardan biraz bahsetmek gerekirse, grup sahnede dikkatleri başka yöne çekmek için farklı görsel unsurlara ihtiyaç duyan, görsel açıdan şok edici bir grup değil açıkçası. Human Carnage, daha çok 4 müzisyenin, ezici bir ses duvarı yaratırken yaydığı enerjiyle tanımlanır. Canlı konserlerdeki 3 vokalin varlığı, performansa güç katarken, tüm enstrümanlara da yeteneklerini sergilemek için bolca alan tanır.

Human Carnage – Emre (vokal)

Türkiye’deki death metal hayranları olarak, İspanya’daki death metal sahnesini oldukça merak ediyoruz. Sizce, İspanya’daki ekstrem metal sahnesini diğer Avrupa sahnelerinden ayıran en önemli özellikler nelerdir?

Grupların çeşitliliğini ve yüksek kalitesini öne çıkarabiliriz. Death metal sahnesi, uzun yıllardır müzik yapan gruplardan gelen deneyimli müzisyenlerle oldukça güçlü bir yapıya sahip. Her yıl yeni grupların ortaya çıktığı doğru; ancak sağlam müzik üretmeye devam etmekten vazgeçmeyen, sahnenin temelini oluşturan ciddi bir müzisyen topluluğu da var. Ülkenin farklı bölgelerine yayılmış kayda değer sayıda festival organizatörü bulunuyor ve genel olarak ortaya çıkan tablodan gurur duyduğumuzu söyleyebiliriz.

Yeni müzik bestelerken sizi en çok ne motive ediyor?

Kendimizi şaşırtmak, sıradan şeylerin arasında özgünlüğü bulmaya çalışmak, öne çıkan kısımları yakalamaya çalışmak ve kendimizi gelişmeye zorlamak için becerilerimizi sınırlarına kadar zorlamak; zor olan şeyleri rutin haline getirmek.

Başka bir sanatçıyla bir projede işbirliği yapacak olsaydınız, bu kim olurdu?

Grubumuzda 4 farklı zihin ve 4 farklı tercih olduğu için belirli bir isim sayamayız. Ancak bu iş birliğinin hem bize hem de birlikte çalıştığımız sanatçıya katkı sağlayacağına inandığımız sürece, hepimiz bu konuda hemfikiriz. Uzaktan gördüğümüz kadarıyla Türk müzik sahnesi de muhteşem. Cenotaph, Persecutory, Inhuman Depravity ve Diabolizer gibi harika gruplarla dolu. Tıpkı 2020’de Burial Invocation’ı Barselona’ya davet ettiğimiz gibi, bir başka Türk grubuyla tekrar sahneyi paylaşmak muhteşem olurdu.

Son olarak, dinleyicileri önümüzdeki aylarda neler bekliyor?

Canlı konserlerde güçlü ve enerjik bir performans, yakında yayınlayacağımız yeni müziklerde ise çok daha fazlası.

Gnothi

Yaklaşık 20 yıldır seyahat ediyor. Asıl odak noktasını üretim/yaratıcılık olarak tanımlayarak bu bağlamda bir şeyleri dönüştürmeyi, yaşamdan üreterek beslenmeyi sürdürüyor. Müzik, resim, edebiyat, tasarım, doğa, gnostisizm, okült öğretiler, semboller ve mitler ilgileri arasında.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu