RöportajlarYabancı

Oxford Çıkışlı Stoner Grubu Desert Storm İle Röportaj

Oxford çıkışlı riff avcıları Desert Storm, 2007 yılında kurulduğundan bu yana adını sağlam adımlarla duyurmaya devam ediyor. Bugüne kadar yayımladıkları 7 stüdyo albümüyle dikkat çeken grup; Karma To Burn, Nashville Pussy, Peter Pan Speedrock, Honky ve Hang The Bastard gibi isimlerle Birleşik Krallık ve Avrupa genelinde aralıksız turnelere çıktı. Bunun yanı sıra Orange Goblin, Red Fang, American Head Charge, Weedeater, Crowbar, Mondo Generator ve The Atomic Bitchwax gibi gruplara destek veren Desert Storm; Bloodstock Festival, Hammerfest, Hard Rock Hell, Giants of Rock, The Bulldog Bash, Desertfest (İngiltere/Almanya) ve Roadkill Festival gibi önemli festivallerde de sahne aldı.

Desert Storm, İngiltere’nin gri kuzey sokaklarından çıkmış bir grup olmasına rağmen, ruhunda güneşin sıcaklığı ve Güney’in tozlu riff’leri yankılanıyor. Biz de kendileriyle keyifli bir röportaj gerçekleştirdik.

Türkiye’den selamlar. Klasik bir soruyla başlayalım. Desert Storm grubu nasıl kuruldu ve grup üyeleri bundan önce ne yapıyordu?

Bizi ağırladığınız için teşekkürler! Desert Storm’un nasıl kurulduğu ilginç bir hikaye, neredeyse 20 yıldır bir grubuz, sanki hep bunu yapıyormuşuz gibi geliyor. Cinayetten daha az ceza alırsınız. Gençliğimizde birlikte takılır, sarhoş olup kafayı bulur, konserlere gider, yatak odalarında müzik dinler, ev partilerine giderdik. Çocukken müzik zevkini keşfedip geliştirirken yaptığınız her şeyi yapardık. Bunların çoğu, yaratıcı bir çıkış noktası arzusundan ve müziğin tüm bunlar için doğal bir kanal olmasından kaynaklanıyordu, çünkü müzik bize bunu sunabileceğimiz bir platform sağlıyordu.

Desert Storm’dan önce hepimiz ayrı ayrı gruplardaydık, ama hepimiz aynı çevrelerdeydik. Grup kurulmadan önce arkadaştık ve bu, turne ve stüdyoda aramızdaki uyumu sağlamaya yardımcı oldu. Birlikte çok zaman geçiriyoruz, bu yüzden arkadaş olarak bir temelimiz olması, grubu, birliği sağlamlaştırmaya yardımcı oluyor. Birkaç jam session ile sahneye çıkacak materyali elde ettik ve yıllarca her iki haftada bir Oxford’daki aynı mekanda çaldık, sonra da evimizden daha uzak şehirlerde çalmaya başladık. Sesimizi geliştirmek yıllarımızı aldı. Müzik dışında hepimiz farklı şeyler yapıyorduk, ama bizi bir araya getiren ortak noktamız heavy müzik tutkumuzdu.

“Yurt dışında çalmak sanki başka bir vitese geçmek gibi hissettiriyor”

2007’deki ilk EP’nizden bugüne baktığınızda, Desert Storm’un en büyük dönüşümü sizce ne oldu?

İlginç bir soru sordunuz. Burada akla gelen ilk cevap, grup kadrosundaki bir değişiklik ya da bilinçli olarak aldığımız bir tür çığır açan karar olurdu. Aslında sorunun cevabı, muhtemelen ilk kez Birleşik Krallık dışına turneye çıktığımız zaman ile ilgili. Yeni bir çığır açmanın verdiği deneyim gibisi yoktur ve bunu en iyi şekilde yaşayabileceğiniz yer de ülkeniz dışına çıkmaktır. Yabancı bir ülkede olmak, sokakta uyumak ve eline ne geçerse onu yemek, gerçek bir turne gibi hissettiriyor, bunda bir tür kanunsuzluk var. Bazı müzisyenler, nasıl algılanacaklarından korktukları için sahneye çıkmakta zorlanırlar ve yatak odası müzisyenleri olarak kalırlar, diğerleri ise şehir dışına çıkıp turneye çıkarlar, ama yurt dışında çalmak sanki başka bir vitese geçmek gibi hissettiriyor ve benim en sevdiğim turne türü bu.

Desert Storm band

“Tüm bu yaratıcı süreç bizi müzik yapmaya devam ettirmek için yeterli”

Şimdiye kadar yedi albüm çıkardınız. Bu yedi albümü üretme sürecinde sizi motive eden en önemli şey neydi?

Müzikal olarak birçok şeyden etkileniyoruz, ancak müziğimizin etrafındaki mesajlar ve temalar da çok geniş. Yaptığımız müziği üretmemizdeki kimyasal motivasyondan bahsetmiyorum bile. Bizi motive eden birçok şey var. Çevremizdeki dünyanın durumu, yaşam felsefemiz ve hayata karşı tutumumuz. Özetlemesi zor olan çok sayıda şarkı sözü içeriği var. Müzik yapmanın kendisi ve stüdyoda olmak, bizimle rezonansa giren bir akor çalmak, stüdyoda tüylerimizi diken diken eden anlar… Tüm bu yaratıcı süreç bizi müzik yapmaya devam ettirmek için yeterli, çünkü bu bir heyecan. Bu şarkıları sahnede canlı olarak çalmanın verdiği heyecanı da unutmamak lazım. Gerçekten, müzik yapmaya devam etmemizi sağlayan birçok şey var, ama asıl itici güç müziğin kendisi.

Yeni albüm “Buried Under the Weight of Reason” Mart ayında çıkıyor. Bu albümü önceki çalışmalarınızdan ayıran en temel özellik nedir? Bu yeni albümün yapımında özellikle üzerinde durduğunuz bir unsur var mı?

Yıllar geçtikçe, hem bir müzisyen ve hem de bir insan olarak büyüdükçe, sesimiz de bizimle birlikte gelişti, ilerledi ve evrim geçirdi. Artık bu grubu kuran o gençlerden çok farklı bireyleriz ve dolayısıyla grubun ürünü de farklı. Umarım bu, bir olgunluk getirmiştir. Bu albümün prodüksiyonundaki kaliteyi duyabiliyoruz ve bu belirgin bir gelişme. Geçmişte belki de yaptığımız bir hata olan, iki yarıdan oluşan bir albüm yapmaktan bilinçli olarak uzaklaştık, ancak müziğimizde çeşitliliği korumaya her zaman özen gösterdik. Zıtlıklar, aydınlık ve karanlık. Köklerimize sadık kalıyoruz, ancak sesimizi bilerek geliştirmeye ve daha uyumlu hale getirmeye çalıştık.

Desert Storm band tour

“Müzik döngüseldir ve her şey ödünç alınmıştır”

Desert Storm’un müziği, tıpkı ismi gibi, ruhlarımızda çölün sıcaklığını hissettiriyor. Soğuk bir iklimde üretilen müziğin nasıl bu kadar “neşeli ve güneşli” hissettirdiğini nasıl açıklıyorsunuz? Kuzeyli bir grup olarak, “güneyli” bir ses yaratmak nasıl bir duygu?

Bunu biraz da grubumuzun ismi ile açıklayalım. “Desert” groove, blues, stoner ve psych unsurlarını yansıtıyor; “Storm” ise grubumuzun sert ve metalik özelliklerini temsil ediyor. Eskiden Güney aksanını daha fazla öne çıkarırdık ve müziğimizde hala bundan çok var, ama o eyaletler Blues müziğinin tekelinde değil, ki bu müziğin özü de budur. Müzik döngüseldir ve her şey ödünç alınmıştır. NOLA sludge sahnesinde duyduğunuz blues, zengin Afro-Amerikan blues kültürünün etkisinden kaynaklanıyor. Her şey kilisenin ilk günlerindeki ilahilerinden kaynaklanıyor ve bu yüzden nihayetinde her şey ödünç alınmıştır. Bu formata kendi yorumumuzu katıyoruz. Ayrıca İngiltere folk sanatçıları açısından zengin, harika prog metal gruplarımız var ve bunun müziğimize yansıdığını düşünmek hoşuma gidiyor. Biz sadece her türden zengin müzik tarihinin bir parçasıyız ve ona kendi yorumumuzu katıyoruz.

Unutulmaz bir sahne anınız var mı?

Bir sürü, hatta saymakla bitmez. Gerçek kahramanlarımızla, olağanüstü gruplarla aynı sahneyi paylaşmak büyük bir zevkti. Kariyerimizin başlarında sahneye izinsiz girenler, tıklım tıklım dolu salonlarda çalmak, festivallerin açılışını yapmak, set arasında sahneden koşarak çıkıp kusmak ve sonra tekrar sahneye dönmek, gitaristimizin bağırsak enfeksiyonu yüzünden sahnede altını ıslatmak üzere olması… Sadık hayranlarımızın tekrar tekrar gelip seyirciler arasından bize şarkı sözlerini haykırması. Çok fazla konser verdiğinizde konserler birbirine karışır, ama hafızada kalan gerçekten öne çıkan bazı konserler vardır.

Son olarak, dinleyicileri önümüzdeki süreçlerde neler bekliyor?

Dinleyiciler, çok yakında çıkacak olan albümün öncesinde yeni bir şarkının yayınlanmasını bekleyebilirler. Ayrıca, bu yılın Nisan ayında gerçekleşecek olan Avrupa turnemizde tüm yeni şarkılarımızı dinleme fırsatı bulacaklar. Etkinlik detayları için web sitemizi veya sosyal medya hesaplarımızı takip edin; konserlerde görüşmek üzere. Hoşça kalın!

Şeyma

Yaklaşık 15 yıldır seyahat ediyor. Asıl odak noktasını üretim/yaratıcılık olarak tanımlayarak bu bağlamda bir şeyleri dönüştürmeyi, yaşamdan üreterek beslenmeyi sürdürüyor. Müzik, resim, edebiyat, tasarım, doğa, gnostisizm, okült öğretiler, semboller ve mitler ilgileri arasında.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu