RöportajlarSanat SepetYerli

Zamanı İşleyen Bir Bakış: Çağdaş Erçelik

Bu aralar Türk sanatçılara ve eserlerine daha fazla odaklanmış durumdayım. Kaçırdığımı düşündüğüm o gizemli dünyaya yeniden dönmek istedim. Bu toprakların hafızasında saklı kalan, zamanla üzeri örtülmüş imgeleri yeniden okumak istiyorum. Tanıdık olanla tekinsiz olanın iç içe geçtiği o sessiz alan, bana hem geçmişi hem de bugünü aynı anda fısıldıyor. Sanatçı Çağdaş Erçelik beyefendinin eserleri ile de -ne yazık ki- tam bu dönemde tanıştım. Her ne kadar kendisini adalardaki Sait Faik heykeli ile tanıyor olsam da, üretim pratiğinin derinliği ve çok katmanlı diliyle karşılaşmam oldukça geç oldu. O’nun işlerine baktığımda zaman tek bir noktada durmuş ancak izledikçe ve detaylarını keşfettikçe devinim kazanan, iç içe geçmiş bir zaman katmanı görüyorum.

2005 yılında Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Heykel Bölümü’nden mezun olan ve bugüne dek birçok ödüle layık görülen heykeltıraş Çağdaş Erçelik ile keyifli bir röportaj gerçekleştirdik.

Merhabalar Çağdaş bey. Öncelikle sizi biraz tanıyabilir miyiz?

İyi günler. Ben Çağdaş Erçelik, 1983 İzmir doğumluyum. 2005 yılında Mimar Sinan Üniversitesi Heykel Bölümü’nden mezun oldum, halen Beyoğlu’nda atölyemde çalışmaya devam ediyorum.

“Dersaadet benim ilk kişisel sergimdi”

“Dersaadet” sergisinde yer alan heykellerinizde, edebiyat eserlerindeki sahneleri heykel diliyle yeniden kurma sürecini anlatır mısınız? Yazılı bir anlatıyı üç boyutlu bir forma dönüştürmek sizin için nasıl bir deneyimdi?

O benim ilk kişisel sergimdi, edebi metinlerden yola çıkarak hazırladığım işlerden oluşuyordu. O yıllarda heyecanla çalıştığım, beni çok mutlu eden bir fikirdi. Onları sanki günümüzün mitolojik sahneleri gibi düşünmüştüm ve o çok sevdiğim sahneleri kendi biçimlerime dönüştürdüğümde, büyülü bir ilişki kurduğumu hissediyordum.

Üretimlerinizde sizi en çok besleyen kişisel ya da toplumsal deneyimler nelerdir?

Sanırım içinde yaşadığım şehrin kendisi beni çok fazla etkiledi, burada geçmiş ve geçmekte olan zaman, sanat, kültür, tarih, vs.. Tüm bu şaşırtıcı şeylerin hepsine karşı büyük bir hayranlıkla bakıyorum ve anlamaya çalışıyorum. Büyük ihtimalle bunlar da benim işlerimi etkiliyor.

Çağdaş Erçelik – Dedikodu

Heykelin mekanla kurduğu ilişkiyi nasıl tanımlıyorsunuz? Sait Faik’in metinlerinde mekanın insanla birlikte yaşayan bir unsur olması fikri, Burgazada’da yer alan Sait Faik heykelinizi kurgularken düşünsel olarak sizi nasıl etkiledi?

Sait Faik heykeli, benim için çok önemli. Çok güzel bir soru sormuşsunuz. Çok teşekkür ederim, evet tam da yapmak istediğim şeydi bu. Sait Faik yaşadığı mekanın yazarı, dolayısıyla onun karakterinin bir parçası olan mekanı ile birlikte kurgulamıştım. Yani yaslandığı ağaç, yürüdüğü yol, bir kırık duvar, merdivenler ve diğer detaylar… Aslında üzerine giydiği ceketi kadar onunla bütünleşmiş durumda.

“El emeği ile üretmeyi seven biri olmama rağmen dijital işlere karşı bir önyargım yok”

Dijital teknolojilerin heykel sanatındaki yeri hakkında ne düşünüyorsunuz?

Evet bu da şu an en çok konuşulan konulardan biri, gerçekten bir anda hızla hayatımıza girdi ve hepimiz adapte oluverdik. Ben el emeği ile üretmeyi seven, hala kurşun kalemle mutlulukla çizim yapan biri olmama rağmen dijital işlere karşı bir önyargım yok. Çok yakın arkadaşlarımdan tamamıyla 3d printerla üretim yapanlar var. Gayet de iyi işler çıkarıyorlar. Çünkü aslında çamurla, mermerle iş yapmaktan temelde hiçbir farkı yok, o da oturup programda yapıyor aynı işi.  Fakat yapay zeka konusunda şu an bir şey diyemiyorum. Onun sonuçları nasıl yansır, bilemiyorum.

Üretim sürecinizde bilinçdışının rolünü nasıl tanımlarsınız? Heykellerinizde sezgisel olarak ortaya çıkan formlar sonradan bilinçli bir kurguya mı dönüşüyor?

Bu benim için bir mücadele alanı, kontrolü başlangıçta hep elimde tutmaya çalışsam da, iş ortaya çıkarken sezgisel ve rastlantısal olan hep daha fazla etkin oluyor… Yani nasıl bir iş yapacağıma baştan karar versem de, sonuç hep bambaşka bir yöne doğru gidiyor. Ama bir süre sonra ikisini dengeli bir biçimde yürütmeyi öğrenmeye başladım sanırım.

Çağdaş Erçelik – Kenan Hulusi

Şeyma

Yaklaşık 15 yıldır seyahat ediyor. Asıl odak noktasını üretim/yaratıcılık olarak tanımlayarak bu bağlamda bir şeyleri dönüştürmeyi, yaşamdan üreterek beslenmeyi sürdürüyor. Müzik, resim, edebiyat, tasarım, doğa, gnostisizm, okült öğretiler, semboller ve mitler ilgileri arasında.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu