Merry’s Funeral: Türk Post-Punk Sahnesinin Saklı İncisi

Darkwave ve post-punk, ülkemizde çoğu zaman yeni yükselen bir akım gibi görünse de aslında kökleri daha derine inen bir geçmişe sahip. Hem darkwave’in hem de post-punk’ın karanlık tınısı ve melankolik atmosferi, Türkiye’de yıllar önce filizlenmeye başlamıştı. İşte o projelerden biri de Merry’s Funeral. Uzun süredir kendi özgün yolunu çizen grup, bugün hâlâ karanlığın farklı tonlarını işleyerek dinleyicisini kendi evrenine davet ediyor.

Biz de Merry’s Funeral ile bir kez daha bir araya gelerek, post-punk ve dark wave yolculuklarına dair detaylı bir sohbet gerçekleştirdik.

Uzun bir aradan sonra yeniden merhaba. Grup üyeleri bugünlerde neler yapıyor?

JW : Merhaba Şeyma. Müzik hala hayatımızın merkezinde. Özel işlerimizin arttığı dönemler oluyor. Geçtiğimiz 3-4 yılda benim özel işlerim oldukça yoğunlaştı. Günümün büyük bir bölümünü işlerim alıyor. Ama piyasayı hala yakından takip ediyoruz. Aslında pandeminin ortalarından bu yana da bir şeyler üretmeye devam ediyoruz. 2022’de yeni albüm için yerli bir label ile anlaşmıştık ancak ilerleyen dönemde pandemi sürecinin de etkisiyle iletişim kopukluğu yüzünden rafa kalktı. Açıkçası biraz da iyi oldu çünkü benim şahsi fikrim biraz aceleye gelen şarkılardan oluşan bir albüm olacaktı. Şimdi biraz daha zamana yaydık ve sakin şekilde ilerliyoruz.

İLGE aka Izzy Stone : Selamlar. Sürekli müzik dinliyorum. Şarkı sözü yazıyorum ve şiir yazma denemeleri yapıyorum. Birçok yeni müzik grubu keşfettim . Özel hayatım ve ruhsal sağlığımdaki dalgalanmalar beni yıkmasa da yordu diyebiliriz. Fakat elbette üstesinden geldik. Fazla konser vermememize rağmen üretmeye devam ediyoruz . Ve artık konserlerin başladığı bir döneme geldik. Yeni albüm çalışmalarına hız verdik.

Merry’s Funeral

“Amacımız hiçbir zaman tek bir kalıba sığmak değildi”

Merry’s Funeral’ın müziğinde gotik, post-punk ve darkwave’in birleşimi hissediliyor. Bu türler arasındaki dengeyi nasıl kuruyorsunuz?

JW: Bu, Izzy ile sık sık üzerine düşündüğümüz bir mesele. Çünkü biz, bu türlerin her birine yıllardır tutkuyla bağlı insanlarız. Amacımız hiçbir zaman tek bir kalıba sığmak değildi; tam tersine, sevdiğimiz dünyaların kesişim noktasında kendi karanlık evrenimizi yaratmaktı. Bu yüzden sürecin doğal akmasına izin verdik. Ürettiğimiz her parça, adeta kendi kimliğini kendisi inşa etti ve zamanla bu türlerin bir sentezi hâline geldi.

Bugün biz kendimizi darkwave ve post-punk grubu olarak tanımlıyoruz, ama biri geliyor ‘gotik rock’ diyor, diğeri ‘coldwave’ yakıştırıyor. Bu karmaşa aslında hoşumuza gidiyor; çünkü müziğimizin tek bir etiketle sınırlanamayacak kadar çok yönlü olduğunu gösteriyor. Ve en güzel yanı, bu çok katmanlı yapı sayesinde farklı kulaklardan farklı yorumlar almak. Herkes, bizim karanlık harmonimizde kendine ait bir şey buluyor.

İLGE: Herhangi bir türe ait olduğumuzu hissetmemekle birlikte, tanıtım yaparken darkwave ve post-punk tanımını verebiliyoruz. Evet müziğimizde gotik, post-punk ve darkwave öğeleri var, ve dışarıdan baktığımda hiç birisine tam benzemediğini, kendimize ait bir ses ortaya çıkardığımızı fark ediyorum. Genelde destansı, acıklı ve depresif bir tema var işlerimizde. Zaman zaman bu depresifliğin dışında taşarcasına çeşitli şarkılar yapıyoruz, hoşumuza gidiyor. Dolayısı ile denge kurmuyoruz, sadece içimizden geleni üretip duygularımızı ifade etmeye çalışıyoruz.

Merry’s Funeral – Cennet Bahçesi Burgazada

“Merry’s Funeral’ın üretimi 2013’lere kadar uzanıyor”

Darkwave sahnesine adım atarken Türkiye’deki müzik ortamının size sağladığı imkanlar ve engeller neler oldu?

JW: Biz ilk albümümüzü 2016’nın sonunda çıkardık. Albümden önceki cover şarkı çalışmalarımızla birlikte Merry’s Funeral’ın üretimi 2013’lere kadar uzanıyor. Müzik ortamının ilk başlarda bize bir imkan sağladığını söyleyemem. Biz kendi imkanlarımızı yaratmaya çalıştık. Tam anlamıyla “sahne (scene)” denen kavram yoktu. Biz biraz bu yerli darkwave post-punk sahnesi oluşmaya başlamadan önce bir şeyler yapmanın zorluğunu çekenlerdeniz. Metal müzik yapan mekanlarda, insanlara rica ederek çaldık çok defa. Şimdi bu sahne artık oluşuyor ve özellikle gençler bu sahneyi sahipleniyorlar. Organizasyonlar arttı, bu türün seveni ve gönüllüsü arttı. Dolayısıyla işler artık gruplar için daha kolaylaşmış durumda. Biz eskiden çok zorlandık gibi bir klişeye olayı bağlamak istemiyorum, bundan şikayet de etmiyorum ama zaman geçtikçe artık bir şeylerin doğal olarak daha kolay hale geldiğini de söylemek gerekiyor. Bu tabi tüm gruplar için iyi bir şey.

İLGE: 2013 yılında bu türde müzik yapmaya karar verdik ve kendi imkanlarımızla bir albüm çıkardık. Albüm çıkarmamıza ön ayak olan kişi ve kurumlar ülkemizden değil Polonya’dan ve İngiltere’den çıktı. Dolayısı ile o yıllarda gotik kültürü, gotik türler için sahneler vb yoktu (belki Indie ve punk için vardı) ancak şu yıllarda bizim türde çok mekan, organizasyon ve grup çıkmaya başladı. Bu benim tahmin ettiğim bir olaydı. Böyle olması doğal ve yararlıdır. Bir çok grup çıkıyor; yeni oluşumlar, genç insanlar… Rekabet kaliteyi artırıyor, mekanlar çoğalıyor, insanlar, piyasa ve iş olanakları çoğalıyor. Son yıllarda daha çok organizasyon ve yapımcı ile görüşür olduk ülkemizde.

Merry’s Funeral – Caravan

Türkiye’de alternatif/gotik alt kültürlerin görünürlüğü üzerine ne düşünüyorsunuz? Sizce bu kültürler toplumda hâlâ bir ‘yeraltı’ kimliği mi taşıyor, yoksa yavaş yavaş daha fazla kabul ve görünürlük mü kazanıyor? Bu durumun Merry’s Funeral gibi projelere nasıl bir etkisi olduğunu düşünüyorsunuz?

JW : Türkiye’de alternatif ve gotik alt kültürler hâlâ büyük oranda bir ‘yeraltı’ kimliği taşıyor. Çünkü bu kültürler, popüler olanın gürültüsü içinde fısıltı gibi kalıyor. Evet, sosyal medyanın etkisiyle görünürlük bir nebze arttı; görseller dolaşıma giriyor, estetik duruş bazı kesimler tarafından ilgi çekici bulunuyor. Ama bu ilgi çoğu zaman yüzeysel tarz olarak algılanıyor, ruhu ise çoğunlukla anlaşılamıyor.

Bence bu durum Merry’s Funeral gibi projeler için hem bir meydan okuma hem de bir motivasyon kaynağı. Çünkü görünürlüğün az olduğu bir ortamda üretilen her parça, bir nevi manifestoya dönüşüyor. Daha fazla insana ulaşmak için değil, kendi varoluşunu savunmak için çalıyor, söylüyoruz. Bu da müziğe bir samimiyet katıyor; pazarlanmış bir ürün değil, müziğimiz hakiki bir ifade hâline geliyor. Yeraltında kalmak, o karanlık atmosferin otantik kalabilmesi için bir avantaj bile olabiliyor.

İLGE : Bizim için ünlü gotik gruplar, eş/dost/arkadaş çevresinde bilinmiyor. Böylesi daha iyi, biraz yeraltı olmak iyidir. Ben sanatın sanat için yapılmasından yanayım. Ürettiklerimiz içi dolu şeyler. Müziğimizin sanatsal değeri olduğunu düşünüyorum, bizi takip eden ediyor, anlayan anlıyor, grup Instagram hesabına gelen mesajlardan bunu anlıyoruz. Yurt dışından ve yurt içinden hiç tahmin etmediğim şekilde, Merry’s Funeral geceleri düzenlediklerini, bazı şarkılara takıntılı şekilde sahip çıkıp dinlediklerini yazıyorlar. Bu kadarı bizi mutlu ediyor, az da olsa dinleyen ve algılayan var. Bu yeter.

Sizce darkwave’in temelinde melankoli mi, bir tür varoluşsal direniş mi, yoksa anlatılamayan bambaşka bir ruh hali mi yatıyor? Siz bu süreci nasıl değerlendiriyorsunuz?

JW : Darkwave’in özünde tek bir şey yok, çünkü karanlık dediğimiz alan tek bir duyguyla sınırlanamaz. Melankoli kesinlikle var, çünkü geçmişin hayaletleriyle dans ediyoruz. Ama sadece bir yas müziği değil bu; aynı zamanda varoluşa karşı bir başkaldırı, sessiz ama derin bir direniş.

Anlatılamayan ruh haline gelince… İşte darkwave orada doğuyor. Karanlık, sadece ışığın yokluğu değil; duyguların, düşüncelerin ve korkuların iç içe geçtiği bir alan. Biz bu alanı notalarla ve yankılarla ifade etmeye çalışıyoruz. Yani darkwave bizim için hem bir yara, hem de o yarayı sanata dönüştürmenin verdiği tuhaf bir özgürlük.

İLGE : Melankoli olmazsa olmaz, bunun yanı sıra tüm duyguları yansıtıyoruz. Ama karanlık tarafta olmanın çekiciliği var, korku filmlerinden hoşlanmak gibi. Varoluşsal direniş midir bunu bilemem ancak varoluş sancılarını fazlaca işliyoruz şarkılarımızda. Dediğim gibi bambaşka ruh hallerini yansıtmaya çalışıyoruz ve evet anlatılamayan ruh halleri darkwave’in temelinde yatar. Dans eden ölüler, mezarlıktaki düğünler, üstümüzde uçuşan kuzgunlar , uçurumun kenarında yürüyen kadınlar temelleri oluşturuyor. Yeni şarkı sözlerimde idealize edilen aşk, (bildiğimiz anlamda popüler aşk değil), kaybolan sevgili, ölü gelin gibi temaları işliyorum ve bu çok hoşuma gidiyor. Yer yer arabesk temalara doğru da süzülebiliyor sözler ve bu beni çoğu zaman gülümsetiyor.

Önümüzdeki dönemde yeni bir albüm ya da konsept çalışması planlıyor musunuz?

JW : Elbette, elimizde oldukça zengin bir materyal birikimi oluştu. Şu anda üzerinde düşündüğümüz konu, bu eserleri nasıl ve hangi biçimde sunacağımız. Albüm fikri kulağa hoş geliyor, ama bu, günümüzün hızlı tüketim kültüründe tüm mermileri bir defada atmak gibi oluyor.

Bu yüzden belki de parçaları zamanla, farklı konseptler ve sürprizlerle yayımlamak daha anlamlı olabilir. Böylece dinleyiciler her bir çalışmanın ruhuna daha derinlemesine inecek zamanı da bulabilirler. Örneğin şu anda hiçbir albümde olmayan ve 7-8 yıl önce single olarak yayınladığımız parçalarımız albümdekilerden daha çok ilgi görüyor. Ayrıca bu yöntem, şarkıların her birinin ayrı ayrı ruhlarının içselleştirilip özümsenmesine olanak tanıyor.

İLGE : Eskiden olsa kaset çıkarırdık. Teknoloji bizi albümden ziyade tek tek eser üretmeye de zorluyor kanımca. Ama belli olmaz, bir bakarız anlaştığımız yapımcı bir LP ve/veya kaset hususunda bizi ikna eder. Şimdilik tekli yapmak, klip çekmek ve yayımlamak daha cazip geliyor.