RöportajlarYerli

Melankolinin Kara Yankısı: Zulmet

Tek kişilik bir black metal projesi olan Zulmet, 2015 yılında kuruldu ve ilk albümü Incoming Winter’ı 2016’da dinleyicisi ile buluşturdu. O günden bu yana beş albüm ve birçok split çalışmayla üretimini sürdüren Zulmet, klasik black metal çizgisini korurken zamanla kendi sesini de oturtmayı başardı.

Zulmet’in üretim süreci Türkiye’de başlayıp bugün İsveç’e taşınmış durumda. Standart black metal enstrümanlarının yanı sıra ud gibi farklı enstrümanlara da yer verilmesi, projeyi benzerlerinden ayıran noktalardan biri. Bu röportajda Zulmet’in bu süreci nasıl şekillendirdiğini ve üretim yaklaşımını daha yakından konuşuyoruz.

“Tek kişi ile bütün bir şarkı yapma fikri büyüleyiciydi”

Merhaba. Önce en başa dönelim, Zulmet projesinin temelleri ilk nasıl atıldı?

2013-2014 yıllarında ağır bir buhran döneminde black metal ile tanıştım. Müziğe olan hayranlığım, hızla araştırmaya ve okumaya yönelmemi sağladı. Sonrasında birçok black metal dinleyicisinde olduğu gibi kayıt yapmaya merak saldım. Tek kişi ile bütün bir şarkı yapma fikri büyüleyiciydi. Sonrası, 2015 yılı yazı, aşırı yağmurlu ve şimşeklerle dolu bir Ankara gecesi… Aşırı kötü minik bir amfiden çıkan basın sesi, akustik ud ve Galaxy Note3. Bu benim ilk deneyimimdi. Sevdim… Hani 3-7 yaş arası çocuklar, gerçekte ne kadar bayağı olsa da yaptıkları şeylere hayran olurlar ya, işte öyle bir sevgi. Hemen akabindeki sonbaharda mekan değişikliği oldu, zira Bartın’a taşındık. Hem kayıt hem de müziği geliştirmek adına araç gereç arayışına giriştim ki o dönemki heyecanımı dünyalara değişmem. Zulmet adı da o dönemde kondu. ’Kimseye etmem şikayet’ şarkısında geçtiği için seçmiştim.

Zulmet black metal

Zulmet önce Türkiye’de başladı, sonra İsveç’e taşındı. Sizce bu iki dönem arasında müzikal ya da atmosfer olarak belirgin bir fark var mı? Türkiye’nin kaotik, yoğun, sıcak atmosferi ile İsveç’in soğuk, mesafeli, karanlık doğası müziğini nasıl farklı şekillerde besledi?

Dürüst olmak gerekirse, ben İsveç’te, geçmişe kıyasla önemli bir iş çıkarmadım. Bunun da İsveç’le ya da Türkiye ile ilgisi yok. Tamamıyla hayat şartları ile ilgili. Biz bir buçuk yaşında çocuğumuzla buraya yapayalnız geldik. Hayat şimdiye dek hep bir savaştı. Hayat her zaman bir savaş, bunu hep söylerim ama bu farklı bir boyut oldu. İsveç’in karanlık ve soğuk olduğuna emin değilim. Evet ben epey bir güneyde yaşıyorum ve Ankara ya da Bolu yılın belli ayları buradan daha soğuk. Ve Nisan ayından itibaren öyle bir aydınlık var ki insanı, en azından beni, karanlığa hasret bırakıyor. Karanlık insanın içinde olsun yeter, ben Endonezya’da kaydedilmiş güzel black metal albümleri dinledim.

“Yalnız kurt olmak, black metalin nihilist yüzü ile çok uyumlu”

Bir gruptan farklı olarak, tek kişilik proje yürütmenin sizde nasıl bir karşılığı var? Artıları mı daha fazla, eksileri mi?

Keşke beraber müzik yaptığım insanlar olsaydı… Şu an bu hayatı bitmiş de uzatmaları oynayan insanın ruh halinde olmazdım. İnsan etrafındakilerin kıymetini bilmeli. Zira kaybetmek kolay, kazanmak ise çok zor.

Soruya cevap olarak ise, insan her zaman tek kişilik bir proje yapabilir. Ancak grup olmak çok daha kıymetli… Beraberinde bir çok dinamik getirir ve bu da insani geliştirir. Diğer taraftan tek kişi ya da İsveç’te adlandırdıkları üzere ’yalnız kurt’ olmak, black metalin nihilist yüzü ile çok uyumlu.

Zulmet albüm kapak

İsveç’teki üretimlere dair…

Şu ana kadar 6 albüm ve 4 split yayınlamış olmak ciddi bir üretim disiplini demek. Bu kadar istikrarlı üretmeyi nasıl başarıyorsunuz? Temel motivasyon kaynağınız nedir?

Evet, birkaç da demo ve belki bazısı albümlerden kıymetli EP’ler var. Artık yaratamıyorum ki… İsveç’e geldiğimden beri benim için oldukça değerli bir albüm olan “Devoted” ile başladım ve ardından yine benim için kıymetli olan “Reginam Meam Colo” adlı bir EP yayımlayabildim. İkisinde de Moloch’un çok büyük desteği oldu. İkincinin CD tasarımını kendi yaptı. Temel motivasyonum, bu çok karışık bir konu. İçimde bir ateş yanıyordu. Ey gençlik ey…. Sen nasıl bir kudretsin, tuttuğunu yakarsın. Şimdilerde baktığımda biraz da Jack Daniels ve bazı ilaçlarla yanıyormuş. Sonra başka şeyler oldu, bir kere daha ve kuvvetli yandı. Tamamen özel hayatım ile ilgili. Tekrar yansın diye uğraşıyorum. Hayat da bundan ibaret değil mi zaten?

“13 yaşında ud eğitimi almaya başladım”

İşin özellikle bu kısmını çok merak ediyorum. Ud gibi black metalde çok alışık olmadığımız bir enstrümanı kullanırken, bunu sound’un doğal bir parçası haline nasıl getiriyorsunuz? Ud dışında, black metal içinde kullanmayı düşündüğünüz ya da denemekten heyecan duyduğunuz başka alışılmadık enstrümanlar var mı?

Açıkçası kökü itibari ile bu yenilikçi bir eylem değildi. Bunun bir çaresizlik olduğunu söyleyebilirim. Ben 13 yaşında ud eğitimi almaya başladım. Sonrasinda 17 yaşıma kadar Türk sanat müziği dışında bir müzik dinlemedim. Üniversite yıllarımda bas çalmaya başladım, ama arkadaşlarla alternatif rock yapıyorduk. Grup kuruyoruz, sen de bas çalmak ister misin diye sordular. Ama sonra kendimi basta geliştirdim, kendi kendime metal çalmaya başladım. Ama ben hiç gitar çalmamıştım ki, nasıl şarkı çalacağım bilemedim. Baktım black metal tremolo dolu… Zaten beni Türk sanat müziğindeyken de çok tremolo yapıyorsun diye eleştirirlerdi. Olur mu olur… Nota aynı nota… Ankara’da Albay’a gittim efsane bir elektro ud aldım. Ne yazık ki son full albümü kaydederken beni terk etti. Bağladım pedalları… Oldu mu oldu…. Sonrasında gitar da çalmaya başladım. 2020 sonrası bir çok şarkı gitarla kaydedildi.

Ben deneyemem de, kanun ne efsane olurdu solo için. Elektro kanun diye bir şey de yok maalesef. Mikrofonu bağlasan pedallara… Nasıl bir çığlıklar yayılır hayal bile edemiyorum.

Zulmet

“Öfke primitif bir duygudur”

Black metal çoğu zaman öfkeyle ilişkilendiriliyor ama Zulmet’in müziğinde öfkeden çok derin bir içe kapanma ve melankoli var. Siz kendi müziğinizi hangi duygularla tanımlarsınız?

Öfke primitif bir duygudur. Altta yatan birçok farklı duygu, dışarıya öfke olarak yansır. Altını kazıdığınızda, genellikle ağır bir mutsuzluk, hayal kırıklığı, kıskançlık hatta bazen utanma bulursunuz. Black metal öfke olmadan düşünülemez. Muhtemelen ben bir adım geri gidip altta yatan başka bir duyguyu kullanıyorum. Bu sayacaklarım direk duygular değil belki ama; ulaşılamayana olan özlem, kaybetmişlik hissi, duygusal açlık, yaşanılan hayatın anlamını yitirmesi, arzu duyulana ibadet etme ve kurban olma temalarının Zulmet’te ağır bastığını düşünüyorum. Tek tük şarkılarda da modern dünyaya duyulan nefret belirgindir kanımca. Diğer duyguları görmezden gelerek direkt nefreti kusan şarkım hangisidir derseniz, ’All Fathers Shall Die’ derim.

Son olarak önümüzdeki günlerde Zulmet dinleyicilerini neler bekliyor?

Evet, bunu Balbal ile konuştum. Ve o, olur verdi.

2018-2019 arası kaydettiğim bir albüm var. Dark folk-ambient folk-avantgarde tarzda… Yıllar boyunca bu şarkıları mixledim durdum. Ama tüm bu şarkıların sözleri yoktu, yani kısmen yoktu. İki şarkının sözlerini sanırım 2022 civarı yazmıştım. Ama vokal kayıtlarını yakında yapacağım. Albüm art işi zaman alabilir zira yıllar boyunca bu albüme doğmamış bebeğim gözüyle baktım. Metal değil…. Belki beni seven çok değerli az kişinin isteklerini karşılamaz. Ama bence çok güzel… Akdeniz ve Mezopotamya havasında… Onun dışında Balbal ile Talmug’a odaklanmam gerekiyor. Ama yeni bir bilgisayara da ihtiyacım var. Aslında benim yeni bir bene ihtiyacım var. Nerede bulabilirim?

Bandcamp: Reginam Meam Colo | Zulmet

Şeyma

Yaklaşık 15 yıldır seyahat ediyor. Asıl odak noktasını üretim/yaratıcılık olarak tanımlayarak bu bağlamda bir şeyleri dönüştürmeyi, yaşamdan üreterek beslenmeyi sürdürüyor. Müzik, resim, edebiyat, tasarım, doğa, gnostisizm, okült öğretiler, semboller ve mitler ilgileri arasında.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu