RöportajlarYerli

Dead Man’s Dream Yeni Şarkılarla Sessizliği Bozdu

Gothic rock ve post-punk sahnesinin dikkat çeken projelerinden Dead Man’s Dream, uzun süren sessizliğini sonunda bozdu. Burak Çelik ve Mert Yıldız‘ın bir araya gelmesiyle hayat bulan grup, 2017 yılında yayımladıkları ve grubun adını taşıyan ilk ep’lerinin ardından uzun bir süre gözlerden uzak kalmıştı.

Yaklaşık dokuz yıllık aranın ardından yeniden dinleyicilerinin karşısına çıkan Dead Man’s Dream, geçtiğimiz günlerde yayımladıkları yeni teklileri Forever Bleeding Heart ile uzun süredir beklenen dönüşlerini gerçekleştirdi. Grubun karanlık atmosferini, melankolik melodilerini ve post-punk estetiğini koruyan çalışma, aynı zamanda Dead Man’s Dream’in yeni dönemine dair önemli ipuçları da veriyor.

Müzikal yolculuklarına uzun bir aranın ardından kaldıkları yerden devam eden Burak Çelik ve Mert Yıldız ile, Dead Man’s Dream’in geçmişini, bugününü ve geleceğini konuştuğumuz özel bir röportaj gerçekleştirdik.

Dead Man’s Dream – Forever Bleeding Heart

“Şu an son derece motiveyiz ve ürettiğimiz tüm şarkıları yayınlamak için sabırsızlanıyoruz”

Merhabalar! Önce en temel yerden başlayalım: Bunca yıl aradan sonra Dead Man’s Dream’i yeniden harekete geçiren temel motivasyon ne oldu? Yeni şarkılar Dead Man’s Dream’i bilenlerin tanıdık bulacağı bir yerde mi duruyor?

Burak: Merhabalar. Öncelikle bu röportaj için sana ve VoodooNoise zine’e teşekkür ederiz. Aslına bakarsan motivasyonumuz hiç tükenmedi. Ancak ailevi sorunlar, sağlık sorunları, hayat mücadelesi vs. derken grup olarak müzik üretmeye bir süre ara vermek zorunda kaldık. Fakat bu süre içerisinde Mert ile olan iletişimimiz hiç bir zaman kesilmedi. İlk zamanlarda ki yoğunlukta olmasa da müzik üretmeye devam ettik, fakat bunları yayınlayacak ve profesyonel düzeyde devamını getirecek fırsatımız ve zamanımız olmadı diyebilirim. Bu süreçte Dead Man’s Dream’in devam etmesi yönünde çevremizden de çok istek geldi. Ancak bazen doğru zamanı beklemek gerekir. Ve o zaman da geldi. Şu an son derece motiveyiz ve ürettiğimiz tüm şarkıları yayınlamak için sabırsızlanıyoruz.

2017’deki İlk EP’den bu yana ilk kez tekrar birlikte üretmeye başladığınızda, sanki hiç ara vermemişsiniz gibi mi hissettiniz? Yoksa yeniden ortak bir dil kurmanız gerekti mi?

Mert: Burak ile aramızdaki kimya çok özel. Parçaları genellikle aramızda paslaşarak oluşturuyoruz. Benim için son derece tatmin edici bir süreç. “İşe yaramaz” dediğim gitar rifflerine bile öyle melodiler yazıyor ki ortaya harika parçalar çıkıyor. Tekrar birlikte çalışmaya başladığımızda bu kimyanın olduğu gibi yerinde durduğunu gördüm ve bu beni son derece mutlu etti.

Burak: Mert’e kesinlikle katılıyorum. Aramızda çok uyumlu bir müzikal iletişim var. Bu en baştan beri hep böyleydi. Müzik yazımına yaklaşımımız ve müzikal kafamız tamamen aynı. Bu da çok hızlı ve uyumlu bir şarkı yazım sürecini beraberinde getiriyor. Genelde Mert’in bana ya da benim ona gönderdiğim bir materyali beğenmediğimiz hiç olmuyor. Ve bu harika bir şey. 

Dead Man’s Dream grubu

Dead Man’s Dream müzisyenleri aynı zamanda müzik yazarı ve başka gruplarda da yer alıyor. Tüm bu farklı tecrübeler Dead Man’s Dream’in üretim sürecine nasıl yansıyor? Grup olarak birbirinizi farklı projelerden gelen bakış açılarıyla beslediğinizi söyleyebilir miyiz?

Burak: Mert ile müzik zevklerimiz birbirine çok paralel. Hatta en sevdiğimiz müzisyenler bile neredeyse aynı 🙂 Keza ergenlik yıllarımızda beslendiğimiz müzikler de öyle. Muhtemelen aramızdaki uyumun arkasında yatan en önemli nedenlerin başında da bu geliyor. Mert’in Rain to Rust, benim de Seans adında projelerimiz var. Ancak bu projeler şu an Dead Man’s Dream’in müziğinden çok da uzak değiller. Yani farklı projelerde de olsa yazdığımız müzik genelde post-punk çatısı altında birleşiyor diyebilirim. 

“Konserlerde 20 kişiyle beraber dinlediğimiz parçalarda şimdilerde binlerce kişi dans ediyor”

Klasik bir soruyla devam edelim. Türkiye’de post-punk üretmek yıllar içinde sizce nasıl değişti? Siz sahneye dışarıdan baktığınızda neler görüyorsunuz?

Mert: She Past Away’in (haklı olarak) kazandığı uluslararası başarının piyasayı biraz geç de olsa canlandırdığı bir gerçek. 2010’ların ilk yarısında konserlerde 20 kişiyle beraber dinlediğimiz parçalarda şimdilerde binlerce kişi dans ediyor. Haliyle She Past Away’in açtığı yoldan gelen bir sürü yeni grup oldu ve olmaya da devam ediyor. Ancak bunların yalnızca küçük bir kısmının kendi sound’unu yakalayabildiğini düşünüyorum. Post-punk çok geniş bir yelpazeye sahip, içinde gotik prens Robert Smith de var, Manchester bayrosu action-hero imajlı Pete Hook abimiz de var. Müzisyenlerin özgün bir şeyler ortaya koyabilmeleri için en azından söz konusu türün tarihini ve yayıldığı farklı kanalları iyice bir deşmeleri gerekiyor. Hatırlayanlar var mıdır bilmiyorum ama Volkan Caner She Past Away’in ilk yıllarında radyo programı da yapıyordu. Bu kadar iyi bir iş ortaya koyabilmesinin sebeplerinden biri bu türün en “yeraltı” kısımlarına bile hakim olması.

Burak: Aslına bakarsan post punk bir çatı tanımlama. Bu çatının altında gothic rock, darkwave, coldwave vs gibi bir çok alt tür var. Bu noktadan bakıldığında Türkiye’de post punk adına genellikle darkwave tarzında müzik üretiliyor. Bizim durduğumuz yer ise daha çok gothic rock tarafında. Müziğimizde synthesizer kullanıyoruz ama bunu minimum düzeyde tutmaya gayret ediyoruz. Bizim müziğimiz katmanlı aranjmanların olduğu gitar ağırlıklı bir müzik ve genel çerçevemiz de bu şekilde kalmaya devam edecek. Türkiye’deki post punk sahnesini değerlendirdiğimde, bu tarzda müzik üreten grupların daha çok post punk’ın elektronik ve wave tarafında olduğunu görüyorum. Elbette ki bu bir tercih, biz ise gothic rock saflarındaki nadir gruplardan biri olmanın tadını çıkarıyoruz 🙂 

Dead Man’s Dream – Dead Man’s Dream (2017)

Yeni şarkılarla birlikte dinleyiciler büyük ihtimalle canlı performans da bekleyecektir. Önümüzde böyle bir konser planı var mı?

Burak: Şu an için net bir şey söyleyemesem de olmasını kesinlikle istiyoruz. Dead Man’s Dream olarak 2017 ve 2018 yılında verdiğimiz konserlerden inanılmaz keyif aldık. Çok güzel bir dinleyici kitlemiz de oldu sağ olsunlar. Şarkıların hazır olduğu ancak kayıtlarını bitirmemiz gereken albümümüzün yayınlanmasından sonra konser vermek istediğimizi söyleyebilirim.

“Eskiden müzik dinleyebilmek özel bir efor gerektirirdi”

Garip bir benzetme olacak ama Dead Man’s Dream’in müziği bana eski Myspace ve forum günlerini hatırlatıyor. Geçmişin organik ve samimi internet müzik kültürü ile bugünün hızlı dijital müzik dünyası arasında fark büyük. Bir müzisyen gözüyle siz ne düşünüyorsunuz?

Mert: Eskiden müzik dinleyebilmek özel bir efor gerektirirdi, şimdi ise müzikten kaçamıyoruz. Bu durum yeni müziğin değerini düşürdü. Yapay zeka ile üretilen müziklerin de çembere eklenmesiyle birlikte her şey daha da kötüye gidecek. Eskiden bir albüm dinlerken adeta bir ritüel misali ona vakit ayırır, içine girip sanatçının sinir sistemi ve zihni ile iletişim kurardık. Şimdi ise duyduğumuz melodilerin ve sözlerin yapay zekaya yazdırılmış olma ihtimaliyle karşı karşıyayız.

Burak: Kaset dönemini yaşamış biri olarak, şu an ki müzik piyasası ile 90’lar arasındaki fark gece ile gündüz gibi. İnternet’in evlere henüz girmediği, sadece üniversite bilgisayar laboratuvarlarında olduğu bir dönemden bahsediyorum. Müziğe ulaşmak çok zordu, ulaştığın anda ise çok değerliydi. Şu an öyle bir noktadayız ki dinleyicinin senin şarkını sıkılmadan dinlemesi ve bir parmak hareketi ile diğer bir müzisyene geçmemesi için nakaratın ilk 30 sn içerisinde başlamasını telkin eden plak şirketleri var. Böyle bir ortamda müzik üretmek bazen şevk ve hayal kırıcı olabiliyor. Bu yüzden underground müzisyenleri destekleyin.

Son olarak, yıllardır sizi takip edenler ya da yeni tanıyacak olanlar için Dead Man’s Dream’in bugünkü ruhunu nasıl özetlersiniz?

Burak: Dead Man’s Dream’in ruhunda hiç bir değişiklik yok. Zaten yayınlayacağımız şarkılar da yeni yazılmış şarkılar değil, o dönem yazdığımız ancak yayınlayamadığımız şarkılar. Tek fark prodüksiyon düzeyinde olacak. 2017 yılında yayınlanan EP’mizde daha organik ve duru bir sound hedeflemiştik, şimdi ise daha modern bir sound yaratmaya çalışıyoruz. Yani yeni Dead Man’s Dream biraz daha cafcaflı tınlayacak. Ama şarkıları dinlediğinizde rahatlıkla bu Dead Man’s Dream diyebileceksiniz.

Dead Man’s Dream grubu

Gnothi

Yaklaşık 20 yıldır seyahat ediyor. Asıl odak noktasını üretim/yaratıcılık olarak tanımlayarak bu bağlamda bir şeyleri dönüştürmeyi, yaşamdan üreterek beslenmeyi sürdürüyor. Müzik, resim, edebiyat, tasarım, doğa, gnostisizm, okült öğretiler, semboller ve mitler ilgileri arasında.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu