Bilinmeyene YolculukRöportajlarSanat SepetYabancı

Jack Caldow: Görünmeyeni Sanata Dönüştüren Zihin

Psikedelik sanat (psychedelic art) denildiğinde zihnimizde çoğu zaman spiritüel bir evren belirir. Renklerin titreştiği, formların akışkanlaştığı, bedenlerin ışımalarla çevrelendiği muhteşem bir dünya! Auralar, bilinçdışının katmanları, gözün algılayamadığını görünür kılmaya çalışan imgeler… Tüm bunlar izleyiciyi deneyimin kendisi haline getirir adeta.

Ancak bu güçlü görsel dil, zamanla belirli kalıplar üretmeye de meyillidir. Dönen desenler, neon renk paletleri, simetrik kompozisyonlar ve bilinç genişlemesiyle ilişkilendirilen imgeler bir noktadan sonra tekrar edilebilir, hatta taklit edilebilir hale gelir. Pek çok üretim, bu ortak estetik havuzdan beslenirken birbirine benzemeye başlar. Yüzeyde etkileyici olsa da derinlikten yoksun işler ortaya çıkabilir haliyle.

Fakat bazı sanatçılar vardır ki, bu ortak görsel sözlüğün ötesine geçmeyi başarır. Renkleri kullanış biçimleri, ton geçişlerindeki incelik, kompozisyon kurma anlayışları ve imgeleri ele alış tarzları öylesine karakteristiktir ki, bir esere baktığınızda kime ait olduğunu neredeyse anında hissedersiniz. İşte bu ayırt edilebilirlik, bir sanatçıyı gerçekten “sanatçı” yapan temel unsurlardan biridir.

Bana göre, tam da bu noktada değinilmesi gereken en önemli isimlerden biri Jack Caldow’dur. Biyomedikal alanında eğitim almış olan Caldow’un doğaya duyduğu derin ilgi, sanatının en temel ilham kaynaklarını oluşturur. Sanatının biricikliği, bu bilimsel bakış açısını psikedelik bir estetikle birleştirmesinden gelir.

Uzun zamandır sanatına hayran olduğum Jack Caldow ile sohbet etme fırsatı bulduğum için kendimi şanslı hissediyorum.

Jack Caldow

Merhaba. Öncelikle kendinizi okuyucularımıza tanıtır mısınız?

Merhaba, ben Jack Caldow. Melbourne’da yaşayan, kendi kendini yetiştirmiş bir sanatçıyım. Avustralya’daki Tweed Heads adlı sahil kasabasında büyüdüm; doğaya ve çevreye duyduğum ilginin büyük bir kısmı da burada şekillendi. Üniversitede Biyomedikal Bilimler eğitimi aldım ve şu anda yüksek lisans yaparken aynı zamanda bir lisede Fen Bilimleri öğretmeni olarak çalışıyorum. 2024 yılında eserlerimi sergilemeye başladım ve o zamandan beri Melbourne genelinde düzenli olarak sergilere katılıyorum.

“Aslında hepimiz, bir şekilde dünyaya karşı merak duyan içsel birer bilim insanıyız”

Spiritüalizm, mitoloji, arketipler… Evet, bu konulara aşina olan biri çalışmalarınızı kolaylıkla yorumlayabilir. Ancak bana göre işleriniz hem o kadar kişisel hem de o kadar evrensel ki, herkes içinde kendinden bir parça bulabilir. Bu konuda neler söylemek istersiniz?

Hayatta kendimi içten bir bağlılıkla yakın hissettiğim yegâne unsurlar doğa, bilim ve sanattır. Bu nedenle tüm işlerim, doğal dünyaya duyduğum hayranlık ve onu daha iyi anlamamı sağlayan bilimsel sorgulama araçlarından beslenir. Bu sürecin de herkesin günlük yaşamında karşılaştığı evrensel temalara yönelmemi sağladığını düşünüyorum; çünkü aslında hepimiz, bir şekilde dünyaya karşı merak duyan içsel birer bilim insanıyız.

Bilimin sunduğu bakış açısıyla yaşanan bir hayatın, en az herhangi bir dini perspektif kadar spiritüel, tatmin edici ve anlamlı olabileceğini göstermek istiyorum. Derin bir bağ hissetmek için, önümüzde var olan gerçeklikten başka bir şeye yönelmemize gerek yok; bu gezegenle ve diğer canlılarla zaten güçlü bir bütünlük içindeyiz. Sanatımdaki temel amacım, yaşama duyduğum minnettarlık hissini ifade etmek ve bunun bir kısmının izleyiciye de geçmesini sağlamak. Çünkü sanatın dünyada birlik, sevgi ve iyilik duygusunu besleyebilecek bir güce sahip olduğuna gerçekten inanıyorum ki şu anda buna her zamankinden daha fazla ihtiyacımız var.

Sanatın iyileştirici bir yönü olduğunu düşünüyor musunuz? Sanat sizin için bir iyileşme alanı mı?

Kesinlikle, sanat; güvenlik, huzur, rahatlık ve neşe duyguları sağlayabilir—bunların hepsi daha sağlıklı bir yaşamla güçlü biçimde bağlantılıdır. Sanatla zenginleşmiş bir yaşamın, psikolojik ve duygusal iyilik hali için sayısız fırsat sunduğuna gerçekten inanıyorum.

Sanat, aslında beynimizin dünyayla etkileşim kurma biçiminin evrimleşmiş hâlidir. Metaforlar ve soyut dil aracılığıyla (para, mitler, matematik ve müzik gibi) anlam üretme ve mesaj iletme yetimiz, türümüzü benzersiz kılan şeydir. Ateşi kontrol altına almamızı, kitaplar yazmamızı ve uyduları yörüngeye yerleştirmemizi sağlayan da bu yaratıcılıktır. Bu yüzden, sosyal bir tür olarak, iyi oluş hâlimiz sanatla iç içe geçmiştir.

“Sanat ve benlik arasında çift yönlü bir ilişki vardır: Tükettiğiniz sanat sizi dönüştürür”

Sanat; müzik sahneleri, sanat çevreleri ya da dini topluluklar aracılığıyla bir aidiyet hissi sunarak sosyal sağlığımızı güçlendirebilir. Yas tuttuğumuzda bizi teselli edebilir, hasta olduğumuzda bize rahatlık verebilir ya da mevcut düzeni sorgulayarak olumlu kültürel dönüşümlerin kıvılcımını ateşleyebilir. Belki de en önemlisi, sanat bize anlam duygusu kazandırır; çünkü dünyayı çözümleme ve onunla ilişki kurma sürecimiz, dilin, imgelerin ve sembollerin “sanatı” üzerinden gerçekleşir. Başkalarının sanatlarıyla etkileşime geçmek, onların düşünce süreçleriyle temas kurmak demektir ve bu da hayata bakış açımızı genişletir.

Sanat aynı zamanda kendimizi daha iyi anlamamıza yardımcı olur; kim olduğumuzu düşündüğümüz şeyi ve arzularımızı pekiştirebilir ya da sorgulatabilir. Bu anlamda sanat ve benlik arasında çift yönlü bir ilişki vardır: Tükettiğiniz sanat sizi dönüştürür, bu dönüşüm de yöneldiğiniz sanatı değiştirir.

Çoğu zaman insanlar sanatı yalnızca müzelerdeki tablolar ya da katıldıkları konserler olarak düşünür; oysa sanat bundan çok daha fazlasıdır. Evinizi dekore etme biçiminiz, aldığınız güzel bir doğum günü kartı, kendinize anlattığınız hikâyeler, giyiminiz, yoga yapmanız, dans etmeniz ya da bir şarkıya eşlik etmeniz… Yediğiniz yemek tariflerinden seçtiğiniz kelimelere kadar sanat her yerdedir. Onunla bilinçli bir şekilde etkileşime geçmek, hem çevrenizle daha derin bir bağ kurmanızı hem de kendi yaşamınızda daha güçlü bir iyilik hâli oluşturmanızı sağlar.

Ve bu sadece kişisel bir inanç değil; bilimsel araştırmalar da sanatı, zihinsel iyilik hâlinin artması, depresyon ve anksiyetenin azalması, yaşam doyumunun yükselmesi, beden-zihin bağlantısının güçlenmesi, anlam ve amaç duygusunun gelişmesi gibi pek çok olumlu etkiyle ilişkilendirmektedir. Bilimsel literatürde, sanatla etkileşimin iyi oluş hâline katkı sağladığı konusunda geniş bir uzlaşı vardır. Bu yüzden sanatın iyileştirici bir yönü olabileceğini sadece düşünmüyorum; bunun gerçek olduğunu biliyorum ve tüm bunlar kendi hayatım için de geçerli.

Jack Caldow

İlham kaynaklarınızı merak ediyorum. Rüyalar ve kişisel deneyimler yaratım sürecinizde rol oynuyor mu?

Rüyaların sanatımda hiçbir rolü yok; ilhamımı tamamen gerçeklikten alıyorum. İlhamımın temel kaynağı bilim ve onun ortaya çıkarabildiği gerçeklik katmanlarıdır. Bu, mikroskop altında hücreleri incelemek de olabilir, Artemis ekibinin Ay’ı keşfetmesini izlemek de. Bilim aracılığıyla bağlantısallık ve geçicilik kavramlarını incelemek ve anlamak, kendimi bu uçsuz bucaksız ve çoğu zaman anlamsız evrende konumlandırmama yardımcı oluyor.

“Teknik becerimin sezgimin bir ürünü olduğunu düşünüyorum”

Sezgi ve teknik bilgi arasında nasıl bir denge kuruyorsunuz? Yaratım sürecinizde hangisi yönü belirliyor, hangisi yapıyı inşa ediyor?

Bu ilginç bir soru; bence ikisi birbirini besliyor. Teknik becerimin sezgimin bir ürünü olduğunu düşünüyorum, herhangi bir resmi sanat eğitimi almadım, dolayısıyla tekniğim tamamen kendi kendime geliştirdiğim bir şey. Bana göre teknik beceri, çizgiyi, formu ve rengi nasıl kontrol edeceğine dair zamanla incelmiş bir sezgi duygusundan ibaret.

Bu anlamda tek bir yaratım sürecim yok; her iş farklı bir yol izliyor. Genellikle iletmek istediğim fikir ya da mesaj, bir çalışmanın temelini oluşturuyor.

Eserlerinizi deneyimleyen insanlardan aldığınız en çarpıcı geri bildirim neydi?

Bana ulaşarak sanatımın onların kendi bedenleriyle yeniden bağ kurmalarına yardımcı olduğunu söyleyen insanlar oldu. Özellikle endometriozis ile mücadele eden birkaç kişi ve total histerektomi geçirmiş bir kişi. Bu insanlar, sanatımın kabullenme süreçlerinde, bedenleriyle yeniden bağ kurmalarında ve sahip oldukları şeylere karşı şükran geliştirmelerinde kendilerine yardımcı olduğunu ifade ettiler. Bu benim için çok alçakgönüllüleştirici ve duygulandırıcı bir deneyimdi; sanatın ne kadar güçlü olabileceğini yeniden hatırlattı, onların bu harika mesajları sonsuza kadar benimle kalacak.

Son olarak çalışırken ne tarz müzikler dinliyorsunuz?

Yaratım sürecindeyken her zaman bir şeyler dinliyorum; ağırlıklı olarak extreme metal, caz, Hindustani müziği ya da deneysel müzik dinliyorum. İlgilenenler için, kendi sanat sürecimde en etkili olmuş albümlerden bazıları şunlardır (bu kadar uzun bir liste için kusura bakmayın; müzik sanat yolculuğumda çok önemli bir yer tuttuğu için biraz cömert davrandım)

– Tool- Lateralus

– John Coltrane – A Love Supreme

– Anoshka Shankar – Home

– Balinese Gamelan (no specific album)

– Dragged into Sunlight- Hatred for Mankind

– Behemoth- the Satanist

– Portal – Swarth

– Pharoh Sanders & Floating Points -Promises

– Black Sabbath- Masters of Reality

– Liturgy- HAQQ

– Cattle Decapitation – The Anthropocene Extinction

– Bell Witch – Mirror Reaper

– Pink Floyd- Wish you were here

– Yob – Our Raw Heart

– Deathspell Omega – Paracletus

– Ichiko Aoba – Windswept Adan

– Swans – The Glowing Man

– Lingua Ignota – Sinner Get Ready

– ISIS – Panopticon

– Ravi Shankar – Saaz Sitar Vol 1

– Vishwa Mohan Bhatt – Guitar A La Hindustan

– Natalia Lafourcade – De Todas Las Flores

– Leviathan – Scar Sighted

– Pig Destroyer – Terrifyer

– Sleep Dopesmoker

– Kendrick Lamar – To Pimp a Butterfly

– Colin Stetson – Hereditary

– Heliung – Drif

– Shabaker and the Ancestors – Wisdom of Elders

– Black Country New Road – Ants From up There

Şeyma

Yaklaşık 15 yıldır seyahat ediyor. Asıl odak noktasını üretim/yaratıcılık olarak tanımlayarak bu bağlamda bir şeyleri dönüştürmeyi, yaşamdan üreterek beslenmeyi sürdürüyor. Müzik, resim, edebiyat, tasarım, doğa, gnostisizm, okült öğretiler, semboller ve mitler ilgileri arasında.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu