RöportajlarYerli

Yerli Black Metal Grubu God’s Pain Eternal İle Söyleşi

2025 yılında ilk albümleri “Genesis Stigmata”yı dinleyicisi ile buluşturan yerli black metal grubu God’s Pain Eternal ile müzikal yolculuklarına dair bir söyleşi gerçekleştirdik.

Merhaba, öncelikle God’s Pain Eternal’ı tanıyalım. Grup üyeleri kimlerden oluşuyor ve bu kadro nasıl şekillendi?

God’s Pain Eternal, 2024 yılında gitarist Kaan Ataş, vokalist Burak Üşümez ve bas gitarist Halil Varlık tarafından kuruldu. İlk başlarda ismi olmayan, tamamen arkadaş ortamında yapılan bir cover projesiydi. Kısa bir süre sonra baterist Kaya İnkaya’nın gruba katılmasıyla birlikte proje, aktif olarak beste yazım sürecine başladı. Beste yazım sürecinin başlamasıyla birlikte grubun adı God’s Pain Eternal olarak belirlendi ve bu aşamadan sonra albüm kayıtları için hazırlıklara başlandı.

İlk albüm Genesis Stigmata 2025 yılında çıktı. Beste sürecinde kolektif üretim hangi aşamada devreye girdi? Parçalar bireysel fikirlerle mi başladı?

Grup üyeleri olarak aynı müzikal bakış açılarına sahip olmamız ve uzun yıllardır yakın arkadaş olmamızın getirdiği bir uyum var. Bu yüzden beste yazım sürecinde, parçalar son halini almadan önce tüm grup üyelerinin yorum ve fikirlerinden geçiyor ve sonrasında beste nihai şeklini alıyor. Dolayısıyla kolektif üretimin  ilk beste yazımından itibaren var olduğunu söyleyebilirim.

“Albümü yayınladıktan sonra çok olumlu tepkiler aldık”

Albüm sonrası aldığınız dinleyici tepkileri nasıldı?

Albümü yayınladıktan sonra çok olumlu tepkiler aldık. Özellikle verdiğimiz konserlerde insanların müziğimizi beğendiğine bizzat şahit olduk. Aldığımız en olumlu yorumlar ise riff yazımımız hakkında oldu. Açıkçası, daha ilk albümümüz olmasına rağmen bu kadar güzel geri dönüş almayı ve kendi kitlesinin oluşacağını beklemiyorduk.

God’s Pain Eternal

Belli bir hedef kitleye ulaşmak elbette önemli, ancak müziğinizin doğal akışını korumak adına bu kaygıyı bir kenara bıraktığınız oluyor mu? Böyle anlarda yaratıcı özgürlük ile görünür olma isteği arasındaki dengeyi nasıl kurmayı hedefliyorsunuz?

Besteleri beğenilme kaygısı gütmeden, kendi duygularımızın ve zevklerimizin bir dışa vurumu olarak yazdık. Belli bir hedef kitleye ulaşmak elbette önemli, fakat bizim için kendimizi müziğimizde istediğimiz gibi ifade edebilmek her zaman öncelikli. Yani bir besteyi yazarken dinleyici düşüncesinden çok, parçanın doğal akışına ve ruhuna önem veriyoruz. Gerisi ise dinleyenlerin takdirine kalıyor.

Beste ve anlatım sürecinde sinema, edebiyat ya da görsel sanatlar gibi alanlardan ilham alıyor musunuz?

Beste ve anlatım sürecinde başta edebiyat, sinema  ve görsel sanatlar olmak üzere pek çok sanat dalından ilham alıyoruz. Özellikle barok dönem tablolarındaki insanileştirilmiş kutsal figürler, karanlık ve dramatik anlatım (örneğin  Caravaggio’nun  Death of the Virgin tablosu) albümümüzün atmosferinin şekillenmesinde büyük etkisi oldu. Öte yandan Begotten gibi sembolik, avant-garde sinemadan da etkileniyoruz.

Önümüzdeki süreçlerde dinleyicileri neler bekliyor?

Şu anda bir EP yazma sürecindeyiz, öte yandan da ikinci albümümüz için materyal topluyoruz. Bununla birlikte, fırsat buldukça konserlerimize devam etmeyi planlıyoruz. 

Şeyma

Yaklaşık 15 yıldır seyahat ediyor. Asıl odak noktasını üretim/yaratıcılık olarak tanımlayarak bu bağlamda bir şeyleri dönüştürmeyi, yaşamdan üreterek beslenmeyi sürdürüyor. Müzik, resim, edebiyat, tasarım, doğa, gnostisizm, okült öğretiler, semboller ve mitler ilgileri arasında.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu