RöportajlarYerli

Ankaralı Death Metal Grubu Suicide İle Söyleşi

1989’da Ankara’da kurulan Suicide, Türkiye death metal sahnesinin en köklü oluşumlarından biri olarak yıllardır yeraltındaki karanlığını koruyor. Grup, old-school death metal ruhunu hiçbir dönemde yumuşatmadan yoluna devam eden ender isimlerden. Kadro değişimleri, uzun sessizlikler ve yeraltı sahnesinin zorlu koşullarına rağmen ayakta kalmayı başaran Suicide, bugün hala brutal ve sağlam sound’uyla adından söz ettiriyor.

Suicide röportajı ile Türkiye extreme metal sahnesinin en köklü oluşumlarından birine konuk oluyoruz bugün.

Merhaba. 2016 ‘daki “Deaf Mute” albümünüzü yayımladıktan uzun bir süre sonra 2024 yılında “Devour the Fallen” isimli uzun çalarınızı yayımladınız. Bu süreçte neler değişti ve gelişti?

Merhaba, pek değişen pek bir şey yok. Beste yapmaya devam ediyoruz ve konserlere hazırlanıyoruz. Yeni konserler için heyecanlıyız.

“Devour the Fallen” albümünüzün yaratım sürecinden bahseder misiniz?

Erkan: Yaklaşık bir ay içerisinde 14 parça hazırladım. Arkadaşlarıma sundum. 11 tanesi üzerinde çalışmaya karar verdik. Cem ve Hakan’ın ekleme ve çıkarmaları oldu bazı parçalarda. Gürdal Samsun’da yaşıyor. Basları kendi ev stüdyosunda kaydetti. Toplam üç hafta gibi bir sürede kaydettik ve yayınladık. Süreç bizim için verimliydi.

Şimdi biraz geriye dönmek istiyorum. 2002’de yayımlanan ilk EP’niz “Spiritual Mess” için şarkılar üzerinde çalışırken grup içinde görev dağılımını nasıl belirlediniz? Şarkı yazma sürecindeki bu iş birliği günümüzde de aynı şekilde mi devam ediyor?

Eskiden şarkıları prova stüdyosunda hep beraber bestelerdik, herhangi bir görev dağılımı yoktu açıkçası. Son dönemlerde vakitsizlikten bir araya pek gelemiyoruz ve genelde bilgisayar ile midi davullar yazarak taslakları oluşturuyoruz. Sonrasında stüdyoda beraber işliyoruz.

Suicide röportajı

“Dijital gelişme ile kayıt koşulları daha iyi hale geldi”

Suicide’ın kuruluş yıllarındaki müzik sahnesiyle bugünkü sahneyi kıyasladığınızda en büyük farklar neler? 90’ların sonunda müzik yapmak ile günümüzde müzik yapıyor olmanın avantajları ya da dezavantajları nedir sizce?

Eskiden ekipman eksikliği vardı. Özellikle konser PA ve ışık ekipmanı. Artık PA ve ışık konusunda sorun yok. Prova stüdyoları ekipman anlamında gelişti ancak duyum ve akustik genel olarak hemen hemen aynı kalitede. Biz kayıt stüdyosunda, ayrı odada mikrofonlanmış bir davulla prova yapma şansına sahibiz. Performansımıza katkısı büyük. Kulak içi monitörle çalışılan yerler var, rahat edebilenler için iyi bir alternatif olabiliyor.

Kayıt teknolojileri ve ekipmanları da iyi durumda. İnsanlar evlerinde bile oldukça iyi sonuçlara ulaşabiliyorlar. Eskiden teyp ya da ADAT dışında bir şansımız yoktu. Kanal sayısı kısıtlayıcıydı, yeterli kanal sayısına sahip mixer ve mix ekipmanı yoktu. Dijital gelişme ile kayıt koşulları daha iyi hale geldi. Dijitalde maalesef teyp kalitesine ulaşamadık ancak yaklaşık sonuçlar alıyoruz. 

Heyecan anlamında maalesef durum çok iyi değil. Biz ilk günkü heyecanla sahneye hazırlanıyor ve konsere çıkıyoruz. Sadık, güzel bir kitlemiz var ancak yeni gruplar seyirci konusunda dezavantaj yaşıyor diyebiliriz. Seyirci daha ilgili olmalı ancak ekonomik koşullar da etkili tabii. Eskiden karma bir konsere bin seyirci geldiğinde az bulurduk. Şimdi iki yüz kişi mutlu ediyor. 

Genel olarak teknoloji ve imkan anlamında daha iyiyiz, müziğe duyulan heyecan ve ilgi anlamında daha kötüyüz. Ama yine de güçlü, sadık bir metal kitlesi var ülkemizde ve bu da bizi mutlu ediyor. 

Suicide röportajı – Albüm: Deaf Mute

“Yeni jenerasyon iyi müzik dinliyor ve nispeten ilgililer”

35 yıllık köklü bir grup olarak, yeni jenerasyondan hayranlarla nasıl bir bağ kuruyorsunuz?

Konsere gelirlerse bizi tanıyorlar. Parça yayınlayarak yeni jenerasyona ulaşmaya çalışıyoruz. Yeni jenerasyon iyi müzik dinliyor ve nispeten ilgililer, 90’ları hatırlatan bir durum gözlemliyoruz. Her şehirde de konser şansımız maalesef yok. Umarız ulaşabiliriz onlara.

Yeni çıkan müzik teknolojilerini takip ediyor musunuz? Grubunuz için faydalı bulduklarınız var mı? Teknik anlamda yeni bir EP veya albümde denemek istediğiniz farklı bir prodüksiyon yöntemi var mı?

Takip ediyoruz. Gitar pedalları, yazılımları ve davul trigger konusunda güncel teknolojiyi takip ediyoruz. Kayıt konusunda ise zaten Erkan kayıtları ve mixleri yapıyor, onun mesleği. O da güncel teknolojiyi sürekli takip ediyor. Denemek istediğimiz farklı bir yöntem ya da tür şimdilik yok.

Bugüne kadar verdiğiniz konserler arasında sizin için en unutulmaz olanı hangisiydi?

Erkan dışında ilk kadrodan kimse olmadığı için ayrı ayrı cevap vermek istedik. 

Erkan: İlk konserimiz, Talip Sineması konseri. 

Hakan: Almanya Berlin’de verdiğimiz konser benim için unutulmaz, bunun yanında Talip Sineması konserinde eski grubum Dead Mosh ile sahne almıştım. Aslında çok fazla var. Rock Station ve Heavy Stage festivallerindeki konserler de mükemmeldi.

Cem: İlk konserim Apoplexy (Diabolic Yard) ile Ankara Üniversitesi Dil Tarih Coğrafya Fakültesi konseriydi, sahne arkasından sahneye çıkınca 1000+ seyirciyi görünce yaşadığım heyecan gibisini hiç yaşamadım. İkinci şarkıda pilim bitmişti, konseri zor bitirmiştim. Ama belki de en ilginci, iş hayatı ve farklı şehirlerde bulunma gibi sebeplerle Suicide ile çalmadığım dönemde Suicide’ı izlemek için gittiğim bir Heavy Stage konserinde o dönem davulda yer alan sevgili Çağlar’ın omuzunda sakatlık yaşanınca Erkan ve Hakan’ın sahneye çağırması ve yıllar sonra hazırlıksız ve provasız eski günlerdeki gibi çalmamızdır.

Gürdal: Berlin konseri benim için unutulmaz.

Şeyma

Yaklaşık 15 yıldır seyahat ediyor. Asıl odak noktasını üretim/yaratıcılık olarak tanımlayarak bu bağlamda bir şeyleri dönüştürmeyi, yaşamdan üreterek beslenmeyi sürdürüyor. Müzik, resim, edebiyat, tasarım, doğa, gnostisizm, okült öğretiler, semboller ve mitler ilgileri arasında.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu